Zeytinyağı Çeşitleri
Türk Standartlar Enstitüsü' nün belirlediği ölçülere
göre üç tip zeytinyağı vardır:
Naturel Zeytinyağı En olgun zeytin tanelerinden sızma
veya basınçla çıkarılan santrifüjleme, dinlenme ve süzme
gibi yalnız fiziksel işlemlere tabi tutulan ve hiç bir
kimyasal işlem görmeyen, natürel olarak doğrudan
tüketilebilen, zeytin kokusunu ve tadını en yoğun, en
doğal biçimde muhafaza eden, renginin tonu, sarı ve
yeşil hakim olmak üzere üretim yerine göre değişen,
kesinlikle mükemmel tat ve aroması bulunan ve asit
içeriği maksimum %3.3' den az olan bir zeytinyağı
tipidir.
Kendi içinde üç popüler çeşidi vardır: Naturel Sızma
(Asit içeriği: %1), Naturel Birinci (Asit içeriği: %2)
ve Organik (Asit içeriği: %1)
Daha çok salata ve soslarda çiğ olarak tüketilmesi
önerilir.
Riviera Zeytinyağı Ham zeytinyağının, fiziksel
yöntemlerle rafinasyonu sonucu elde edilen rafine
zeytinyağı ile %10-20 oranında natürel yemeklik
zeytinyağlarının karışımı sonucu elde edilen ve en çok
%1.5 asit içeren zeytinyağıdır. Riviera zeytinyağı' nın
lezzet ve kalitesini, doğal olarak karışım oranları ile
natürel zeytinyağının niteliği belirler. Bütün doğal
Riviera zeytinyağları, en ideal asit seviyesine, en iyi
renge ve aromaya sahip olması için test edilirler. Rengi
ve aroması, sızma zeytinyağına göre daha açık ve hafif
olan Riviera zeytinyağı özellikle yemek ve kızartmalarda
ve her türlü soğuk yemeklerin hazırlanmasında
kullanılır.
Rafine Zeytinyağı Ham rafinajlık zeytinyağının, fiziksel
yöntemlerle rafinasyonu sonucu elde edilen ve maksimum
%0.3 asit içeren zeytinyağıdır. Asit oranı yüksek olan
zeytinyağının, yenilebilir nitelikte olmadığından rafine
edilmesi gerekir. Fiziksel rafinasyon işlemi sonrasında
elde edilen Rafine Zeytinyağı, hemen hemen sıfır asit
oranına sahip, yağın kalitesini bozan maddelerden
arındırılmış bir yağdır. Rafine zeytinyağı, naturel
zeytinyağının nötrleştirme, ağartma ve koku giderme gibi
işlemlere tabi tutularak arıtılması suretiyle elde
edilen zeytinyağı olup işlemler sırasında uygulanan
yöntemler ve kullanılan maddeler sağlığa zararlı
olamazlar.
Rafine zeytinyağı hafifliği ile, sebzelerin marine
edilmesinde, fırında ve ocakta kızartma yapmak için en
ideal ve sağlıklı seçimdir.
Zeytinyağı ve Sağlık
Zeytin ağacı kutsal kabul edilen bir ağaçtır. Zeytin,
tarih boyunca Akdeniz bölgesinde, Orta Asya’da ve
Afrika’nın değişik bölgelerinde bilinmiş ve
tüketilmiştir. Zeytinin ana vatanı Mezopotamya olup
Akdenizin sembolü ve kültür mirasıdır. Akdeniz’ de ve
Eski Mısır’da M.Ö. 4–5 bin yıllarına kadar gidebilen
geçmişi olan zeytin ağacı ve zeytin dalı asırlardır
barış ve iyi niyet sembolü olarak da kullanılmıştır.
Faydaları asırlardır bilinen zeytin ve zeytinyağının,
günümüzde de koruyucu sağlık etkileri hakkında her geçen
gün daha fazla bilimsel bilgi birikmektedir. Ülkemizde
Akdeniz mutfağının bilinmesi, zeytinyağının
sofralarımızda kullanılması ve hem lezzetli yemek hem
sağlıklı yaşam açısından fark edilmeden destek
sağlamaktadır. Zeytin meyvesinin faydalarını yeni
öğrenmeye başlayan Avusturalya, kuzey Avrupa ve uzak
doğu ülkeleri, zeytin yağına yıllardır ilaç olarak
bakarken Akdeniz ülkelerinde yüzlerce yıldır yemeklik
olarak kullanılmaktadır.
Diğer bütün yağlar ancak rafine edildikten sonra
yemeklik yağ olarak kullanılabilmelerine rağmen, zeytin
yağı doğal haliyle kullanılabilen tek yağdır. Zeytinin
yağa işlenmesi için ilk önce zeytinin parçalanarak macun
haline getirilmesi gerekir. Bu amaçla sıcak su
yardımıyla yumuşatılan hücre duvarları bir pres ile
parçalanır ve yağ + su olmak üzere posasından ayrılır.
Suyun yağdan uzaklaştırılması ile natürel yağ elde
edilmiş olur. Asitlik derecesine göre farklı isimlerde
gruplandırılır.
1- Riviera zeytinyağı:
Rafine ve Naturel zeytinyağının belli oranda karışımı
ile elde edilir. Özellikle yemek ve kızartmalarda tercih
edilir. Asit oranı en fazla %1'dir.
2- Rafine zeytinyağı:
Zeytinyağı asit oranı yüksek olduğundan rafine edilmesi
gerekir. Fiziksel rafine işlemi sonrasında elde edilen
rafine zeytinyağı hemen hemen sıfır asit oranına
sahiptir. Rafine ya da Light zeytinyağı daha çok
zeytinyağının kuvvetli lezzetine alışık olmayan kimseler
tarafından tüketilmek üzere hazırlanır.
3- Naturel zeytinyağı:
Sızma ve naturel olarak ikiye ayrılır. Zeytinyağları
içinde en makbul olan sızma zeytinyağının asit oranı en
fazla %1'dir ve çiğ olarak salata ve soslarda
tüketilebilir. Naturel zeytiyağı ya da ekstra ekstra
zeytinyağında asit oranı %1-2 arasındadır.
Yemeklik zeytinin dünyadaki üretimi, yılda bir milyon
ton civarında gerçekleşmekte ve bu üretimin yaklaşık
%70’i Akdeniz ülkelerinden sağlanmaktadır
Kültürler arasındaki değişik diyet alışkanlıklarına
bağlı olarak ülkeler arası hastalık dağılımlarında da
değişliklik görülebilir. Bu nedenle bazı kronik
hastalıklar bazı ülkelerde sıklıkla görülürken
bazılarında ise hiç görülmez.
Zeytinin sağlıkla ilgili etkileri uzun zamandır
bilinmektedir. Hipokratın, özellikle psikolojik
bozukluğu olan hastalara taze yeşil zeytin önerdiğini,
orta çağlarda, Akdeniz ülkelerinde, jinekolojik
yakınmalarda, kulak ağrısında, özellikle çocukların
kabızlık problemlerinde, erişkinlerde mide ülseri ve
gastrit tedavisinde zeytin yağı kullanıldığını gösteren
belgeler bulunmuştur. Zeytinyağı kullanımı ile
bireylerin genel sağlık durumlarının iyiyliği arasındaki
ilişki bilimsel yayınlarla gösterilmektedir.
Akdeniz diyetinin önemli bir parçası olan zeytin,
zeytinyağı, meyve ve sebzeler ve bunlarda bulunan
antioksidanlar hayat boyu kalp-damar hastalıkları ve
kansere karşı koruyucu etki gösterir. Zeytinyağının
içerisinde bulunan fenolik bileşenler, monoansature yağ
asitleri kanserden ve koroner kalp hastalıklarından
korunmada rol oynamaktadır. Zeytindeki fenolik
komponentlerin tromboz ve tümorogenezis üzerine önleyici
etkisi gösterilmiştir. Yağlar sahip oldukları yüksek
enerji nedeniyle fazla kilo alımına ve dolaylı olarak
birçok hastalığa sebep oldukları gibi, alınan doymuş yağ
miktarı ile meme kanserleri gibi bazı kanserlerle
arasında da pozitif ilişkiden bahseden yayınlar vardır.
Ancak, zeytinyağı içerisindeki; fenolik antioksidanlarla
birlikte bulunan squalen ve oleik asit; kalın barsak,
meme ve cilt kanserinden korunmada önemli role sahiptir.
Bu etki zeytinyağının daha az tüketildiği bazı ülkelerle
(İskandinav ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri,
İngiltere, Japonya gibi), tüketimin fazla olduğu Akdeniz
ülkeleri karşılaştırıldığında bazı kanser
hastalıklarının sıklığının belirgin olarak az görülmesi
dikkate değerdir. Bu ülkelerde en sık görülen kanser
türlerinden olan meme, akciğer, kalın barsak, prostat ve
endometriyum kanseri sıklığı Akdeniz ülkelerinde yarı
yarıya daha az görülür.
Akdeniz diyeti ilk kez 1950’li yıllarda ortaya
konmuştur. Akdeniz diyeti sebze, meyve, balık ve yüksek
posalı diyetten zengin olup bu diyette tek önerilen yağ
zeytinyağıdır ki bu diyetin birçok hastalığa karşı
koruyuculuğu bildirilmiştir. Bu diyette kurubaklagiller,
pirinç, bulgur,
sebze ve meyveler, zeytinyağı, balık, süt ve doymuş
yağlar ağırlıklı olarak alınmalı, margarin tüketimi en
aza indirilmeli, balık sık tüketilmelidir. Akdeniz
diyeti sadece kansere karşı koruyucu olmayıp aynı
zamanda en önemli ölüm nedeni olan kalp hastalıklarının
önlenmesinde ve ölümlerin azaltılmasında da rol
almaktadır.
Bir Akdeniz ülkesi olan Yunanistan’da yapılan geniş
populasyon çalışmasında, zeytinyağı kullanımının
fazlalığı ile bireylerdeki koroner kalp hastalığı ve
bazı kanser türlerine bağlı ölümlerin daha az görüldüğü
ortaya konmuştur. Akdeniz diyetinde tek bir major
bileşen olmayıp diyetteki tüm bileşenler etkinin
oluşmasını birlikte sağlarlar. Bununla birlikte Akdeniz
diyetindeki zeytinyağının içerdiği monoansature
bileşenlere bağlı oluşan antioksidan özelliği ile kanser
gelişimini engellemede ön planda olduğu
belirtilmektedir. Antioksidan bileşikler serbest
radikalleri bağlarlar ve peroksidasyona karşı koruma
sağlayarak kanserden korunmada rol oynamaktadır. Fenolik
komponentlerin de güçlü antioksidan olduğu
bilinmektedir. Basit fenoller (hidroksitirosol ve
tirosol), sekoiridoidler (oleuropein) ve lignanlar
zeytinyağında olduğu bilinen fenolik komponentlerdir ve
bunlarla birlikte hidroksitirosol etkisi ile
eritrositler de oksidatif hasardan korunur.
Zeytinyağı squalenden de zengindir. Squalenin,
mekanizması tam bilinmemekle beraber ultraviole ışınlara
karşı cildi koruduğu, özellikle cilt kanserinin
olşmasını engelleyebildiği bilinmektedir. Güneş ışınları
ile daha fazla karşılaşan Akdeniz ülkelerinde
yaşayanların cilt kanserine yakalanma sıklığının diğer
ülkelerden daha az olması bu görüşü desteklemektedir.
Erken tanı ve tedavi teknikleri gelişmiş olmasına rağmen
kanser hala en önemli ölüm sebeplerindendir. Bu yüzden
özellikle zeytinyağı kullanımının az olduğu gelişmiş
ülkelerde halk sağlığı açısından yeni planlamalar
yapılması gerekebilir. Avrupa’da kansere bağlı ölümler
bütün ölümlerin yaklaşık %20’ni oluştururken kuzey ve
doğu Avrupa’da kansere bağlı ölüm oranları yüksektir. Bu
oranın en düşük olduğu kesim Akdeniz ülkelerindir.
Kansere bağlı ölümlerin yaklaşık 35%’nin (10-70%)
diyetle ilişkilendirilebileceği epidemiyolojik
çalışmalarla da gösterilmiştir.
Bütün dünyadaki zeytinyağı üretiminin 90%’ını Akdeniz
ülkeleri sağlamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin
zeytinyağı tüketimi, dünya tüketiminin %70’ini, Akdeniz
ülkelerinin tüketimi ise %77’ni oluşturmaktadır.
Zeytinyağı Türk mutfağında da önemli bir yere sahiptir.
Ancak; Türkiye zeytin üretiminde dünyada ikinci,
zeytinyağı üretiminde dördüncü olmasına rağmen yıllık
zeytinyağı tüketimi kişi başına 1 kg olup, 18 kg/kişi
tüketimi olan Yunanistan’dan belirgin olarak azdır.
Akdeniz dışı bölgelerde zeytinyağı tüketimi çok
düşüktür. Örneğin: ABD’de kişi başı tüketim 450 gr,
Japonya’da ise 20 gramdır. Bir Akdeniz ülkesi olarak
Türkiye’nin zeytinyağı tüketiminin daha fazla olması
beklenmektedir.