|
ÖLMEZ
AĞACI
Yaklaşık 8000
yıl öncesinden bu yana dünyaya güzellik, sağlık ve lezzet
pınarı olarak hizmet veriyor zeytin ve zeytinyağı. Ağır
büyüyen fakat oldukça uzun yasayan bir ağaç zeytin. Gövdesi
çürümeye karşı çok dayanıklı. Üstelik de ömrünü
tamamladığında köklerinden yeni bir ağaç filizleniyor. Ona
yakıştırılan " Ölmez ağacı" ismi belki de bu yüzden. Bir yıl
bol, bir yıl az ürün verir zeytin ağaçları. En fazla yağ
içeren meyvelerden biridir. Ağırlığının yaklaşık yüzde 20-30
kadarı yağdır. Nisan-mayıs ayları arasında yeşilimsi-beyaz
renkli çiçekler açan, kışın yapraklarını dökmeyen bir
meyvedir. Gövdeleri çok dallı bir ağaççık olan zeytinin
meyvesi önceleri yeşil, daha sonra mor ve siyah renge
dönüşürler.
Zeytin; su, protein, yağ, selüloz, fosfor, kükürt, kalsiyum,
klor, dernir, bakır, manganez A, C ve E vitaminlerinden
meydana gelir. 100 gram zeytinde 224 kalori vardır. 100 gr
zeytinyağında 30 miligram E vitamini bulunur. Zeytin 700 ile
2000 yıla kadar yaşayabilen bir ağaçtır. Killi, kireçli ve
su geçirebilen topraklarda iyi yetişir. Engebeli ve yamaç,
fakat ılık rüzgarlı yerleri sever. Zeytinin anavatanı
Anadolu'dur. Ege adalarından Yunanistan, İtalya, Fransa ve
İspanya'ya kadar uzanmış ve buradan da Kuzey Afrika'ya
geçmiştir. Yine Güney Anadolu yoluyla Suriye, Mısır ve Fas'a
kadar uzanarak bütün Akdeniz kıyılarını sarmıştır. Üçüncü
bir kol olarak da Afganistan ve Pakistan'a kadar
uzanmıştır.
Zeytinyağı
insanoğlunun tarım devriminde ürettiği ilk ürünlerden
birisidir. Zeytinyağının gençlik ve güç kaynağı olduğu
inancı her zaman çok yaygındı. Eski Mısır, Yunan ve Roma' da
çeşitli çiçek ve otlar ile zeytinyağıkarıştırılarak çeşitli
ilaç ve kozmetikler elde edililiyordu. 15. yüzyılda İspanyol
papazlar zeytin ve zeytinyağını Orta ve Güney Amerika' ya
daha sonra da Kaliforniya' ya taşıdılar.
1970' lere
kadar Akdenizli olmayanlar için zeytinyağı, uzunca bir süre,
kendine özgü yöresel yemeklerde kullanılan ya da marketlerin
"otantik" özel yiyecekler bölümündeki raflarda kaybolup
giden uzak doğu ülkelerinin büyüsü demekti.
Akdeniz
mutfağında yemeklerin hemen hepsinin zeytinyağı ile piştiği
anlarda, batılılar zeytinyağıyla genellikle restoranlarda
tanışıyordu. 1970' lerde yapılan bir araştırma sayesinde
zeytinyağı önem kazandı. Araştırma, batılılar arasında kalp
hastalığına en az yakalananların Akdenizliler olduğunu
ortaya çıkarmıştı. Akdenizliler' in bol miktarda tükettiği
zeytinyağının bunda bir payı olduğu düşünüldü. Gençlik ve
ergenliğin vücudun daha çok kaliteli gıdaya ihtiyaç duyduğu
dönem olması ve zeytinyağı kullanımının burada iyi bir
tercih görülmesi, yaşlılıkta ise kalsiyum kaybını önleyerek
kemik erimesine engel olması, hamilelikte, içinde bulunan
yağ asitleri hücre ve sinir sisteminin oluşturulmasında
önemli bir etken teşkil etmesi, damarsertliğinin önlenmesine
yardımcı olan "iyi yağ" oranı ve antioksidanlar açısından
zengin bulunması zeytinyağı kullanımını arttırdı.
Böylelikle;
1980' lerden sonra, batı ülkelerinin zeytinyağı tüketiminde
çok büyük bir talep patlaması oldu. Tüketiciler artık
bilinçli beslenmeyle önem vermekte, katkı maddesi içermeyen
doğal ürünleri tercih etmekteydiler. İnsanlar "daha doğal"
besin kullanımını keşfettikçe, zeytinyağı da bundan payına
düşeni aldı.
|